özgürlüğüne kavuşamamış türküler çalınıyor beynimin kıvrımlarında.. her ezgide, bir yasağı daha kutsuyorum.. bugün de toplumsallaştırdığım kahkahaların arasında eziliyor lila renkli gerçek gülüşlerim..
mutluyıllar!!
geldim sayfanıza size yeni yılı tebrik diyem,umarım sağlık dolu bir yıl olur senin için şu yıl!
ben hiç unutmadım ki blogagelmeyi sizle başladım!
am ne yazık ki size layik bir dost olamadım
saygı ve sevgilerimle
mini minicik mini minicik mini mini mini mini mini minicik=)
sıcak cay yanında sıcak kasarlı pohaca birde kocaman bi buse bıraktım masanın üstüne gidiyorum=)
cayı ic pohacayı ye kasara dikkat acayip uzuyo komik görüntüler cıkabiliyo öpücügüde al yanagının üstüne yerlestir=)talimatlarida verdim kacayım ben artık=)
Bayramlar, sevginin, yardımlaşmanın, dayanışmanın ve paylaşmanın canlandığı bir gündür. Öfkenin, düşmanlığın ve bencilliğin etkisini azalttığı bir gündür.
İnşallah bu bayram senin, ailen ve tüm sevdiklerin için mutlu ve sevgi dolu geçer.
"Bir arzuhalim var" dedi
elindeki billurdan kadehe zehrini doldururken.
"Küfür denizinde gönül karası zamanlarla ömrüm geçiyor.
Öfkemin adı yok.
Bu gölge, ışığa muhtaç.
Ve siz beyefendi
Beklediğim son trendeki hayatın kıymetiydiniz.
Bir heves, yeşeren bir ışık...
Ekmeğim, suyum, ruhumun iyileştiricisi...
Siz.
Lakin yeşil çöllerde eflatun çağlar başladı,
adı masal olunca gerçeğin...
Ve karanlığım Lale Devri'ni örtünce;
Bahar gidip gelince süresiz bir güz
anladım ki
Siz, tanıdığım "O" değilsiniz artık...
İşte bu kadeh,
Mavi kağıtlardaki şarap izleri boyadı
Kızıl, kan rengi bir deniz...
Neyse beyefendi...
Gecenin son deminde kısa öykü tadındaki hayatıma bir so...
boşverin...
Bir içki alır mıydınız,
Beyefendi?"
""
Başlıklardan bir şiir yaptım. Yukarıdaki. Senin deyiminle, özgürlüğüne kavuşamamış türkülerimdi onlar.
Aylardır kime ne desem, yazsam... bilemedim.
Yine bilmiyorum ya, soluklanayım dedim senin bir iki kelimende.
Denize indik geçenlerde bir öğretmen arkadaşımla, yılgınlık veren bir drama çalışmasından sonra. Karadenizin kıyısında turladık, sohbet ettik. Sonra ahşap bir kafeye oturduk, bir yudum çay içmeye.
"Niye kendini hapsediyorsun?" diye sordu bana.
Ki beni tanıyalı daha üç ay olmuşken. Tanımış demek ki.
"Bilmem." dedim.
Yalan söyledim.
Bu toplu yalanın içine öyle sıkıştım ki Viva, "bilmem"ler kurtuluşum, kaçışım oluyor artık.
Bir daha da o denize gitmem artık, bir insanla.
Zira denizsiz memleketlerde kaldı gönlüm...
Kapıma Unicef baskılı bayram tebrik kartının geldiği memlekette.
Blogumu da kapattım kara bir örtüyle.
Telefon hattıma üç aydır kontör yüklemiyorum, ki iptal olsun bir an önce.
İnternette ne kadar sosyal izim varsa yokediyorum hepsini.
İşte şimdi Viva, şimdi başladı kendi kendimin tecridi.
Bu düzene ayak uyduramadım. Edebi metinlerde geçen yalnızlığın ne menem bir şey olduğunu merak ederdim; şimdi arkamdan itile itile o mecraya sürükleniyorum.
Sudan çıktım, havanın kıymetini her an biraz daha hatırlıyorum.
Bilgisayarımın başında sana bunları yazarken gözüm sigara paketine gitti de suratımı ekşittim. Tek başına hiçbir şeyin tadı olmuyor. Sigara içmenin de.
Keşke dedim,
keşke şu an yanımda çay içebileceğim, bir sigara ikram edebileceğim ve fısır fısır birinin dedikodusunu yapabileceğim tek bir dostum olsaydı.
keşke omzuna dostça elimi uzatmanın, dokunmanın güzelliğini tekrar yaşayabileceğim bir hayatta olsaydım.
keşke "geç biraz da sen kullan" diye gülümseyip direksiyon başından kalkan biri olsaydı.
keşke "boş ver be, senin gibi adama kız mı yok!" diye gaz verecek birileri olsaydı.
keşke
halimi hatrımı soran 1 kişi olsaydı...
Elindekinin kıymetini zamanında bilmeli insan diyorsun şimdi değil mi...
Haklısın.
Bilemedim.
Ve bu yüzden uzun bir zamandır kendi açtığım kuyuda cezamı çekiyorum.
Ve senin ve geçmişimde kalan herkesin her halükarda benden daha iyi durumda olduğunu umuyor, sırf bu düşünceyle seviniyorum.
Allah'a ısmarladık Viva.
Ümit ederim ki hayatının bundan sonraki kısmı senin için hayırlı olan neyse öyle geçer.
Ve yine ümit ediyorum ki bundan daha iyi bir hayatta buluşmak üzere dualarım var.
Hoşçakal...
"Sanırım büyümüşüm" yazısına bir yorum
yazasım geldi..
Ancak yazamadım.
Tam dalga geçecekken birden o günlere
döndüm...
Pek duygulandım.
...
Sahi;hala aynı tüpü mü kullanıyorsun?
Merhaba,
Çalışma temponuz artmış olmalı... Öğle araları da mı doldu?
Sessizliğinde lodosları atllattı dostların..
Yağmur hediyesi oldu..
Hala yoksun:)))
Sağlıcaklarla
tutsak yanlarımız var... tutsak yaşayan... kendilerini serin, görkemli ve alabildiğine geniş yaylalarda koşmaya bırakamayan... kendi içlerine, yalnızlıklarına doğru koşan yanlarımız... gerçek gülüşlerini içinde büyüten, kendilerini kendi yarattığı maskelerin altında kamufle ed(emey)en yanlarımız... tutsak yanlarımız...
tut-sak o yanlarımızı... da... salıversek gökyüzüne... koş-sak özgürlüklerimize... yaşam olsa sonra, nefes olsa, çiğ tanesi olsa bir yudum suya hasret canlara... dere olsa, nehir olsa, bir deniz, bir okyanus olsa...
..................................
kendi kaleminle itiraf ediyorsun viva; "toplumsallaştırdığım kahkahalar" diyorsun... toplumsallaştırma o zaman; sal-ıver yaşamın içine SEN'i... tutan kim..? salıver... göze al, gözden çıkar sahipliklerini; her şey, cesur olur ve bedellerini göze alırsan, senin elinde... ki bedel de çoğu zaman senin içinde... değil mi..? kavuştur özgürlüğüne türkülerini beyninin kıvrımlarında çalan... bu zamana kadar yasak olarak yaşadılarsa içinde; sen, onları yasak kapsamında değerlendirdiğin içindir... bravoo onlara; seni bile, yasak, yaşanmaması gerektiği konusunda inandırmışlar... bravo...
içimden viva die çığlıklar atmak geldi şimdi
ama susmam gerek bu saatte içsesime mukayet olmalıyım dimi
hoşgeldinnnn evineee birmilyon öpücük borçlusun bana haberin olsun
sahi bi şarkıcı vardı hani..
güzide kasacı..
=)
onu andım..
gülüşümü bekliyomuşun ya..=)
bu seferde.. araya bi lila sıkışmış..
gene gülümsedim buluverince..
ama ben sana misyon yüklüyorum değil mi..
her seferinde..
ben sen ne yazarsan yaz..
sevinecek sevecek bişey buluveririm..
bil bunu..
sevgiyle..
atalet..