Çok uzun zaman olmuş yazmayalı..Nedeni var mı yok mu bilmiyorum..kendime bile cevabını veremedim..Hayat işte diyip sıyrılıyorum..2009 yılında “Ben de varım, buradayım” diyememişim.. belki de gerçekten var olmadığımı düşündüğüm zamanlar geçirdiğim içindir..onu da bilmiyorum..ama öğrendiğim bir şey var ki yazmadığım bu zaman diliminde eksilmişim, hem de çok..okunmaya ara verilip, sayfası bükülüp köşeye bırakılmış eski zaman kitaplarından biri gibi hissediyorum kendimi..
yazmasam da sesini duyamadan yapamadığım dostların varlığı dolayısıyla blogcuyu tam anlamıyla terk edemedim..sadece alışılagelmişin dışında sessizce paylaştım paylaşılanları.. sessizlik paylaşmak sayılırsa..!
Sessizliğin gel gitlerinde dolanırken Gergin Hocama bir iki laf sokuşturup sonrasında da “Sen mi Siz mi diye hitap ediyordum onu bile hatırlamıyorum” şeklinde bir cevap ile karşılaşmak dünyaya yeniden gören gözlerle bakma zamanı geldiğini hatırlattı..Dost acı söylüyor ama doğru söylüyor diye düşünüp kızdım kendime..kızgınlığım, kırgınlığım, uzaklaşma isteğim beni boğmaya başlayan küçük kıyı kentime ve hayata karşı iken neden sevdiklerimi de kirlenmiş bu şehir ile aynı kefeye koydum ve uzaklaştırdım ki kendimi diye söylendim vakitli vakitsiz..Öğrenmiştim oysa gözden ırak olanın gönülden de ırak olamayacağını..Buna rağmen neden öyle bir hatanın koynuna girdim hâlâ anlamlandıramıyorum.. bu seferde kolayına kaçıp hayatın anlamsızlığı iştediyip sıyrılamadım işin içinden.. küçük bir şehrin üzerime üzerime gelmesinden dolayı güzelim hayatı anlamsızlıkla suçlamak bana yakışan dahası, doğru olan olmayacaktı..olmadı da..o yüzden yeniden sarıldım kelimelere..
Tabi beklenen bir gelişme olarak kelimeler de küsmüş bana, bahar gibi..kendi yalnızlığımın içinde onları da soldurmuşum farkında olmadan..oysa ne güzel sevişir, bir bütün olurduk.. vurdumduymazlığımızla, dizginleyemediğimiz coşkumuzla çiçek açmış portakal ağaçlarının büyüleyen kokusunun peşinden sürüklenirdik, ağacımıza sarılmanın hayaliyle.. sonra ben kuyruklarına umutlarımı bağladığım uçurtmalarla gökyüzünde uçardım..özgürce..sonsuzluğu içime çekercesine..maviye boyanırdı ruhum.. ama sanırım kelimeler unutmuş incinmiş bir ruhun ilacının yalnızlık olduğunu..
Neyse.. Yaşanan yaşandı, olan oldu.. Hayat öyle bir şey işte..Herkes kendi payına düşeni mutlaka yaşıyor.. şimdi yapılması gereken en doğru şey yeni başlangıçlarla, yeni baharlara doğru yelken açmak..işte bu yüzden küçük kıyı kentimdeki sayılı günlerimdeyim..demir alma vakti geldi gelmesine de henüz rotamız belli değil ama içimdeki nefretin beslenip büyümemesi için gitmek arzusu ile doldurdum ruhumu.. bu inanç, bu beklenti ve bu yönde atmış olduğum adımlar dayanma gücümün sınırlarını genişletiyor.. Sanırım bir aksilik olmazsa baharı karakış gibi geçirten bu şehirde yaz mevsimini yaşamadan, beni bekleyen yeni bir bahara sarılıp uyuyabileceğim..HUZUR içinde..
Huzur dedim de bugünün Hıdrellez olması sebebiyle hiç yapmadığım bir şey yapıp bir dilek tuttum ve dileğimin resmini çizme girişiminde bulundum.. Gel gör ki huzurun resmini nasıl çizeceğimi bilemedim.. Böyle batıllara bel bağlamayan ben azıcık huzur için gecenin bir yarısı ressam olup, sonrada gül ağacı peşinde koştum..
(İçses: Hayat işte.. Firuze: Bence de..) Firuze ve içsesimi de özlemişim..birden bire ortaya çıkınca onlar da elim ayağım birbirine dolandı.. Ne diyordum.. Unuttum…
Zaten hep öyle oluyor; aklımda onyüzbinmilyon düşünce olunca yaşanan kargaşada kaybediyorum cümlelerimi..hem zaten yeterince uzadı bu yazı.. yazılması gereken tek gerçek; burayı ve burada bulduğum eşsiz dostları çok özlediğim..
Bahar geldi artık.
Tabiat uyandı, yüreklere coşku doluyor.
Daha çok yazmalı.
Daha az unutturmalı kendini insan.
Hayat dost meclislerinin deminde yorgunluk atıyor.
Sevgiler...
Bahar geldi artık.
Tabiat uyandı, yüreklere coşku doluyor.
Daha çok yazmalı.
Daha az unutturmalı kendini insan.
Hayat dost meclislerinin deminde yorgunluk atıyor.
Sevgiler...
Bahar geldi artık.
Tabiat uyandı, yüreklere coşku doluyor.
Daha çok yazmalı.
Daha az unutturmalı kendini insan.
Hayat dost meclislerinin deminde yorgunluk atıyor.
Sevgiler...
ben de seni çok özlemiştim...uzun ama keyifli bir yazıydı...
huzurun eksilmeisn yüreğinde...
yeni yerler yeni mutluluklar katsın sana...
yep yeni,taptaze cümlelerinle beklenmektesin...
Dusunceler duygular heyecanlar her zaman sabit kalmiyor iste, zamanin uzerimize yansiyis bicimine gore hal degistirip cesitli eylemler uygulatiyor bizlere, gitmeleri , gelmeleri, uzunca ara vermeleri, bir daha yazmayacagim demelerimi animsiyorum ama her sey nafile ve hala buradayim,,ne icin buradan kopamiyoruma buldugum tek cevap kazanilmis varolan arkadasliklar,,,, hala kalabilmeyi basarabilmis, yazilarini takip edebildigim arkadaslari burada goruyor olabilmek guzel,, seninde uzun sure olmayisina uzulmustum dogrusu,,koskoca uc kusur yillik zamana sigan arkadasligimiz mevcut,,hani bir seyler okumak adina blogda saglam birini gorebilmekle gorememek arasinda daglar varken gorebilip hosnut olmak simdi cok daha guzel,,, hosgeldinnn,,
bu akşam
içimi bir bahar sevinci sardı vivam
ne çok hatta çok çok özlemiş bu turuncu elma şekeri seni bi bilsen
valla gözlerim doldu
hem de feci
şaka diil bu gerçek......
sevindim sayfanı görünce
yolculuk var anladığım kadarıyla hayırlısı olsunn
gözden gönülden uzak olmazsın bana hiç bir zaman
zaman zaman aksaklıklar yaşasakta
seviyorum senii
tatlı kız
sevindim sayfanı görünce
yolculuk var anladığım kadarıyla hayırlısı olsunn
gözden gönülden uzak olmazsın bana hiç bir zaman
zaman zaman aksaklıklar yaşasakta
seviyorum senii
tatlı kız
Bazen hayatın karmaşasında, kelimeler tükeniyor...
Ama senin kelimelerin tükenmesin ve bize hep ulaşsın. Yeni sehrinde umarım herşey güzel olur senin için. Bu arada tekrar hoşgeldin.
Sevgiler,elifce(papatya)
İşten çıkarken görmüştüm yazını, o yüzden acele yazdımdı.
Seni yeniden burada görebilmek çok güzel Vivacım..Artık ümidi
kesmiş gibiydim. Kelimelerini de senin kadar özledim. Devamını
diliyorum :)
Ben seni biraz şaşkına çevirdim ama sen beni şaşırtmadın..
Beklediğim ilk yorum oldu.. :)
Yeni yer henüz kesinlik kazanmadığı için üstü kapalı yazdım ama seni merakta bırakmayım %90 ihtimalle Ağrı ya da Adıyaman olacak yeni yer..Ya Ağrı Dağı'nın ya da Nemrut Dağı'nın eteklerinden sesleneceğim artık.. :))
Biraz denize düşen yılana sarılır misali oldu Amasra ile kıyaslayınca ama başka tercih şansım yoktu.. Mavi ve yeşili bir kenara itip Huzuru seçtim..
Uzun soluklu bir yer değişikliği olmayacak bu, sadece olmak istediğim yere geçebilmek için basamak..Bu yüzden kör talihim, kara bahtım şeklinde ağıt yakmıyorum.. mutluyum.. :))
Bu mudur unutulmuş cümleler.
Terketmiş ise kelimeler, bu kadar anlam nereden çıktı.
Uzatmadan söyleyeyim, buradayım, okuyorum. Yeni mekanı merak da ediyorum ya, kapalı kapalı yazarsın sanırım bir ara.
Sevgiler.