Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas Check Out Blinkyou.com for thousands of custom glitters, layouts, and alphas

ÖĞLE ARASI SAYIKLAMALARI

Bugün saçlarımı  en sevdiğim renklerle ördüm ve karıştım hayata sabahın ilk ışıklarıyla..İçimde bir yerde, akşamdan  kalma sarhoş balıklar gezinirken, yüzümde martıların kahkalarından uyarlanmış kaçamak bir tebessüm var..Ağaçları seyrediyorum güneşin göz kırptığı  ve sessizliğin geviş getirdiği odamda..Kim bilir, belki hayatın gülen yüzü geçer bugün penceremin önünden...

- 10/11/2008 - yorumlar {8} - yorum yaz


YALNIZLIK SEREMONİSİ




Çok uzaklarda, çok karışığım..
Hatırlamıyorum suskunluklarımda neler yaşadığımı..

eskici dükkanı gibi artık düşüncelerim..Büyük harflerle yalnızlık dolaşıyor etrafımda, siyah beyaz günahların arka fonda kendine yer bulduğu, görkemli bir yalnızlık..Biliyorum, geçip gidecek ve yerine küçük harfli hüzünler gelecek..ama yine de üşüyor gözbebeklerimde saklanan yazdan kalma umutlar..
Şimdi, hemen şimdi kızıl mavi, sıkı  bir  yağmur yolla ruhuma Tanrım..alıp gitsin ne varsa..temizlensin içimde biriktirdiğim günahlar.. Dar zamanlara sığdırdığım geniş düşlerim kalsın sadece bende..

- 9/11/2008 - yorumlar {7} - yorum yaz


YAŞIYOR GİBİYİM..

İnsan kendi enkazının altında kalır mı? Ben kalıyorum..toz toprak doluyor gözlerime, sızılarım artıyor, yorgun düşlerim uyanıyor, üşüyorum, umutlarım tıkanıp kalıyor içimde..hayat gibi..Ve bazen hayatı hiç anlamıyorum..

Bazen unutuyorum her şeyi, en az kendimi unuttuğum kadar.. sıradan şeyler yapıyorum; ağlıyorum, gülüyorum, kitap okuyorum, martıları dinliyor, kargaları seyrediyorum..yağmurda yürüyor, kumsalda oturuyorum..oyalanıyorum işte.. Kanımdaki promil miktarı artıkça gökyüzü daha bi güzel görünüyor gözüme, hayat gibi..yıldızlara yaklaşıyor ve yaklaştıkça gerçeğime, uzaklaşıyorum sıradanlaştırdığım her şeyden..uzaklaştıkça, yaşamayı daha çok seviyorum..ve seni özlüyorum..en az kendimi özlediğim kadar..

seni özlemeye başladığım anlar bir martının kanadındaki en zarif tüy oluyorum..bazen de kimsesiz bir çocuğun gözyaşı olup, ayakucuna akıyorum sokakların..karışıp gidiyorum yollara..ve seni sevmeyi özlüyorum..bazen de yara almış bir gece oluyorum kimsesiz, yitirilmiş kentlerin üzerine..konuşup duruyorum şehirlerle;  ne çok derdin varmış, ne çok yalnızlık atmışlar çöp tenekelerine diye..
Yalnızlaştıkça, kendime daha çok yaklaşıyorum ve kaçmanın mümkün olmadığını anlıyorum.. “hadi gülümse” diyor bir ses ve ben en mutlu  pozu veriyorum dünyaya..
İşte o zaman kavakları  düşünüyorum..yapraklarının düşlerimin rüzgârlarına kanat açtığı koca kavakları..aklım karışıyor..yollarım gibi..
güzel şeyleri de yazacağım senin için..
ama şimdi bir köşede oturup sigaramı yakmak ve biraz olsun nefes almak istiyorum..

************
Gergin Hocam
halet-i ruhiyem kapalı hava gibi görünse de sizin 18.yaş gününüzü unutmadım..kimseyi unutmadığım gibi..
Bu güzel günde size "Mutlu Yıllar" dilemekten başka bir şey yapamıyorum..madem doğmuşsunuz bir kere bu saatten sonra ne desek boş.. :P

- 30/8/2008 - yorumlar {25} - yorum yaz


MADEM DOĞMUŞUM BİR KERE..

Firuze aracılığıyla geçmiş olsun dileklerini bırakan blogumun güzel yürekli ziyaretçilerine teşekkürlerimi yorum aracılığıyla iletmeye çalışmıştım ama ana sayfada boy gösterecek kadar iyileştiğimi düşündüğümden, birinci ağızdan tekrar teşekkür ediyorum tüm güzel dilekler için.. Okuduğum her yorumda burada bulunmaktan dolayı ne kadar mutlu olduğumu kendime yineledim durdum..Doğru yerde, doğru insanlarla dostluk kurmuş olduğunu bilmek dahası bunu yürekten hissetmek insana huzur veriyor..

Mutluyum, huzurluyum..

 

En sondan bir önceki durum raporu niyetine sağlığım ile ilgili kısa bir açıklama daha yapıp bu hastalık halinden çıkmak istiyorum çünkü yatmaktan yoruldum ve çok sıkıldım..

İlk günlere göre daha iyiyim ve çift baston kullanarak da olsa ayaklarımın üzerine basabiliyorum.. hatta abartıp sokağa çıkma teşebbüsünde bile bulundum.. Bastonlarla yürümeyi beceremediğimden evin içinde bir kere, sokakta da bir kere olmak üzere yeniden düşüp iyileşme sürecimi biraz uzattım ve burnumu da bu ikinci  kazaya (aslında sakarlık daha doğru olacak) kurban verdim ama yine de muhteşemim..

 

Kendimi hiç olmadığım kadar iyi hissediyorum ve uzun zamandır hissettiğim yalnızlık duygusunun saçmalığını anlamış bulunmaktayım.. Bende yalnızsam dünyadaki herkes yalnızlık çekiyor demektir..

Aşığı olduğum yaz mevsiminin daha doğrusu Haziran ayının koşa koşa gelmesinin de etkisi vardır belki yalnızlık hissinden arınmamda.. sebep her ne ise benim bi şikayetim yok..

 

Gelelim başlığa..

Başlık Sevgili Gergin hocamın geçen yıl doğum günümde yollamış olduğu karta iliştirdiği nottan kısmi alıntı.. Kartta yazan orijinal mesaj “Doğmuşsun bir kere, bu saatten sonra ne desek boş..”  gibi bir şeydi.. ben işime geldiği  kadarını hatırlayıp yazıma başlık yaptım ve başlık sorunsalından da kendimi kurtarmış oldum..

(Bloga yazmayı çok özlemişim.. her satırı yazarken paylaşacak olmanın verdiği mutluluğu hissediyorum..öylesine güzel bir his ki klavyeye dokunan parmaklarımdan başlıyor ve tüm bedenimi ele geçiriyor..)

Yazıyı daldan dala atlatmadan konuya girmeye çalışıyorum ama sanırım henüz beceremedim.. yeniden deniyorum..

 

Yok öyle aşk kokulu ya da hüzünbaz bir yazı olmayacak bu yazı..

Güncel hayattan kesitler de yer almayacak.. Ülke gündemi, BBD (Biri Bizi Dinliyor) skandalı, siyaset, ekonomi gibi mevzubahislere de yer vermeyeceğim.. Okuduğum kitapların özetini falan da çıkartmayacağım..Bugün sadece gülümseyeceğim..

Çünkü bugün güzel, çok güzel bir gün..

 

Günün güzelliğinin bundan 30 yıl kadar önce bugün benim dünyaya gelmiş olmam ile bir ilgisi var mı o konuda da pek emin değilim ama muhtemelen günün güzelliğinin kaynağı bu gerçekte saklı…

 

 

Çok önceden (abartmayalım)  üç beş ay öncesinden bugüne denk gelen haftayı kutlu doğum haftası ilan edip festival düzenleyecektim ama her zamanki gibi evdeki hesap çarşıya uymadı.. Ve Güneşin en güzel kızı SunnyCameHome, Blogumuzun büyümeyen Çocuk’u Kalemhane ve Gelinciklerin en beyazı, en cıvıl cıvılı Beyazgelincik blogumda dile getirmemiş olsaydılar bugünü görmezden gelip, 30’lu yaşlara ilk adım kutlamamı da sessizce aradan çıkartıp, 20’li yaşlara takılmaya devam edecektim..

Olmadı.. 

 

Doğum günlerinin benim için ne kadar önemli olduğunu beni tanıyan çoğu kişi biliyordur sanırım işte bu yüzden ben bloguma bugüne dair hatırlatma olabilecek bir yazı bile yazmamışken doğum günümün  hatırlanmış olması beni öylesine mutlu etti ki Firuze’nin "Hadi Viva sarıl klavyeye” şeklindeki telkini ile kendimi bu satırları yazarken buldum..

 

Geçen yıl bu zamanlar yazdığımTarihte Bugünbaşlıklı yazımda belirttiğim gibi "1 Haziran 1979 yılında tarih için önemsiz bir ayrıntı gibi görünse de Dünya’da yaşayan 7 milyar insana ilaveten ben doğmuşum.."

 

Eeee Madem doğmuşum bir kere, ne desem boş..

İyi ki doğmuşum..

 

Düşlediğim festival olayını gerçekleştirebilseydim blogumu bayramlıklarını giymiş çocuklara çevirecektim fakat bunu da beceremediğimden en sevdiğim uçan balonlarımı yazının altına bırakarak günü biraz daha renklendireyim..

 

- 1/6/2008 - yorumlar {42} - yorum yaz


SON DURUM RAPORU

Hayatın anların toplamı olduğunu bir kere daha öğrendim ve zaman zaman umutsuzluk belirtisi göstermiş olsam da tadını ala ala kısa hayatı yaşamak gerektiğini kendime yeniden kabul ettirdim..

Hepimiz yaşama pamuk ipliği ile bağlıyız ve hayatın karşımıza ne gibi sürprizler çıkartacağını bilmiyoruz..ne diyorum?

ölüm diyorum..

hayatımızdan ne kadar uzak tutmaya çalışsak da nafile, hep yanı başımızda.. çok sevdiğimiz topraklarımıza  her an gelecek hazır kıta gibi..biliyorum çünkü ölümle sarmaş dolaş olduk..o kadar yakındık ki düşündükçe hem gülüyor, hem gözyaşı döküyorum..

 

Aynı duyguları yoğun olarak 1999 yılında buz tutmuş yolda tepe taklak düşüp, kafamı çok sert bir şekilde buz kütlelerine çarptığım zaman hissetmiştim..geçirdiğim kafa travması sonucu hayat bir süre donmuştu benim için ama yaşamanın gücü galip gelmiş ve ben yeniden dört elle hayata tutunmuştum..o günden sonra öyle umutsuzluğa düştüğüm, bir hiç uğruna yaratığımız nefretlerim, kızgınlıklarım hiç olmadı.. İstisnasız olarak hayatı ve hayata dahil olan herkesi, her şeyi sevdim..Klasik bir betimleme olacak belki ama gerçekten de hayat sevince güzeldi..

Aradan 9 yıl geçti..büyük küçük bir çok mutluluğum, hüznüm, acım oldu ama hiçbiri beni yaşama küstürmedi, bilakis her seferinde mavi göklerde süzülen bir martı gibi hissettim kendimi..hiç yapmadığım şeyleri yapmaya, kimsenin ne düşüneceğini veya nasıl yorumlayacağını umursamadan hayatı içimden geldiği gibi yaşamaya başladım..kaidelerim olmadı yaşamak ve mutlu olmak için.. çünkü aklınıza gelebilecek her şey yaşamak ve mutlu olmak için bir sebepti.. yaşamayı ve mutlu olmayı gerçekten istiyor ve biliyorsanız önünüzde hiçbir bahane dikilmiyordu nöbetçi asker gibi..

 

Buraya kadar okuyup, yazıyı nereye bağlayacağımı merak edenler için daha fazla uzatmadan özetleyim..zaten öyle çok uzun cümleler kurup, uzun bir yazı yazacak durumda da değilim..

(Buraya kadar yazdığım cümleler de ara vererek üç dört saatte yazdığım cümleler.. kendim bile inanamıyorum ama öyle.. )

 

Geçen hafta küçük ama kötü bir kaza geçirdim..yaklaşık 15-16 basamaklı bir merdivenden nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde düştüm.. öyle bir düşüştü ki 3-4  takla attığımı, her taklada sert bir şekilde kafamı basamaklara çarptığımı, merdiven tırabzanının da betonarme olması sebebiyle bir duvardan bir tırabzandan darbe aldığımı hatırlıyorum.. gözümü açtığımda ambulansın ürküten sesi, sonrasında acil girişinde beni bekleyen bir kalabalık vardı..sedye ile bir o yana bir bu yana götürüldüğümü, doktorun benimle konuşmaya çalıştığını ama kimin ne dediğini, kime ne cevap verdiğimi bilmiyorum.. kafamdan çok darbe almış olmam dolayısıyla bilincimi kaybetmemem için benimle konuştuklarını biliyordum ama sanırım girdiğim şoktan öyle tatmin edici cevaplar veremiyordum..baygın bir vaziyette filmler, tomografiler ve bilmediğim bisürü işlem sonrası mucize, verilmiş sadakası var gibi ifadeler kullanıldığını da hatırlıyorum..

 

Sonuç; sol diz kapağımda kırık, bedenimin her köşesinde hematom, kafamda üç beş şişlik, zedelenmeler dolayısıyla boyun, bel, omuz ve kol bölgelerinde ağrılar, sızılar var..

Allah’a şükür başka bir şey yok..İlk günlere göre ağrılarım ve sızılarım hafifledi.. kendimi yormadım ve yattığım sürece bir sorun yok ama benim için hiçbir şey yapmadan öyle boylu boyunca uzanmak işkence gibi bir şey.. böylesine bir uzanma sadece kumsalda güzel oluyor..

 

Durumumu öğrenmesini istemediğim sevdiklerim vardı ama kötü haber tez duyulur tezi bir kere daha doğrulandı ve duymayan kalmadı gibi bir şey.. O yüzden yazmaya ve kimseyi merakta bırakmamaya karar verdim..  

Sevgili Kalemhane hem kendi blogunda hem de benim blogumda yazmak ve bu durumu sizlerle paylaşmak istedi ki yazdı da ama benim engelim dolayısıyla yazıları kaldırmak zorunda kaldı..

Şimdi durumu arz ettiğime göre hem yazıyı hem de Sevgili Kalemhane’nin yazıp taslaklara atmak zorunda bıraktırdığım yazısını bloga ekleyerek blogumu güncellemiş ve yokluğuma sebep olan küçük ayrıntılardan birini de açıklamış bulunuyorum..

Durum bundan ibarettir..

Bisüre daha yani bütün enerjimi koltuk değneklerine verip tükenmediğim zamanlar gelene kadar ara ara uğramaya çalışacağım..

 

 

*  Ballı ve Çilekli öpücüklerimizi bırakmak için Firuze hanım ara ara gelir herhalde..

 

**Ataletim şimdiki halimi görebilsen beni daha çok severdin..Senin sevdiğin mor rengi vücudumun hemen her köşesinde taşıyorum..Atalet sevgisi böyle bişi olsa gerek.. :P

- 20/5/2008 - yorumlar {33} - yorum yaz


{Son Sayfa} {Sonraki Sayfa}
Son Yazılarım
*AYNI İKİ HECEYİ YANYANA GETİRDİĞİMDE KOCAMAN BİR VARLIK OLAN TEK KELİMEMSİN:BABA..
*UMUDUN ÖLMÜŞ OLDUĞU ZAMANDAN..
*YAZIYI YAZAMADIM Kİ BAŞLIK BULAYIM..
*ÖZLEM
*...
*ÖĞLE ARASI SAYIKLAMALARI
*YALNIZLIK SEREMONİSİ
*YAŞIYOR GİBİYİM..
*MADEM DOĞMUŞUM BİR KERE..
*SON DURUM RAPORU
*:))
*BİR AYRILIK, BİR YOKSU(N)LLUK, BİR ÖLÜM..
*MAĞRUR SEVGİLİ "GÜNBATIMI"
*NEDEN KİLİSE?
*KURBAN "S"
*GÜN ORTASI HALET-İ RUHİYEM..
*GECE GECE
*BAŞLIĞI YOK SADECE BİZ..
*ÖĞLE ARASI KARALAMASI
*HAYAT İŞTE
*BENCİLCE BİR YAZI İŞTE..
*HER YERDE KAR VAR
*BUGÜNÜN ANISINA 3 (ÇİÇEK)
*BUGÜNÜN ANISINA 2 (AŞK)
*BUGÜNÜN ANISINA 1 (BAHAR)


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım